Nebahat Güçlü, "Yapıcı Siyaset Üretilsin"

Hamburg Eyalet Parlamentosu Milletvekili Nebahat Güçlü, Merkel-Schulz siyasi düellosunu ana hatları ile değerlendirdi.

Kartalweb / Hamburg
04. September 2017


Merkel-Schulz düellosunda Almanya’nın sorunları geri planda kaldı!
Almanya’da 24 Eylül’de yapılacak federal seçimlere haftalar kala Hıristiyan Demokrat Birlik Parti (CDU) adayı ve Başbakan Angela Merkel ile Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Başbakan adayı Martin Schulz, 3 Eylül akşamı canlı yayında karşı karşıya geldi. Merkel ve Schulz arasındaki 97 dakikalık siyasi düelloyu değerlendiren Hamburg Eyalet Parlamentosu Milletvekili Nebahat Güçlü şu açıklamaları yaptı:

„97 dakikalık düellonun 40 dakikası mültecilere, 15 dakikası Türkiye ve Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine ayrılırken Almanya’da toplumun tamamını ilgilendiren isdihdam, emeklilik, bakım parası, enerji politikası, vergi gibi çok önemli konular, geriye kalan 42 dakikaya sığdırıldı. Bu hesaplamaya baktığımızda büyük parti liderlerinin ve adaylarının ne kadar popülist yaklaşımlarla seçim propagandası yaptıkları da aşikar ortadadır. 3,5 milyondan fazla Türkiye kökenlinin yaşadığı Almanya ile çok sayıda Alman şirket ve girişimcinin yatırım yaptığı, özellikle emekli olmuş Almanların yaşamayı tercih ettiği Türkiye arasındaki ilişkiler ne kadar önemli olsa da tüm bunlar Almanya’da tüm toplumu ilgilendiren çok önemli konuları gölgelememelidir.


„TÜRKİYE VE TÜRK HALKI ERDOĞAN’DAN OLUŞMUYOR“


Öte yandan Merkel’in ‚Türkiye AB üyesi olmamalı’, Schulz’un ‚Ben Başbakan olursam Türkiye ile AB üyelik müzakerelerini derhal sonlandırırım’ açıklamaları da sağlıklı açıklamalar değildir ve Türkiye’nin AB üyeliği süreci resmen seçim malzemesi haline getirilmiştir. Öncelikle Türkiye’nin ve Türkiye halkının sadece ‚Recep Tayyip Erdoğan’dan oluşmadığını hatırlatmakta fayda görüyorum. Türkiye’de yüzünü Avrupa’ya dönmüş, demokrasiyi, insan haklarını, sosyal eşitliği savunan ve Avrupa normlarını benimseyen çok geniş bir kesim vardır. Türkiye’nin AB’ye üyeliği sürecinin durdurulması ile bu kesim de cezalandırılmış olacaktır. Türkiye-Almanya siyasi ilişkilerinde her iki taraf da yanlış bir yol izlemekte, iki ülkenin siyasi-ticari ilişkileri kısır bir döngü içine itilmektedir. Erdoğan ve hükümetinin yanlış siyaseti karşısında yaptırımların hayata geçirilmesi gerekli olsa bile şu an olduğu gibi zıtlaşmak yerine, her iki ülke halkına zarar vermeyecek yapıcı çözüm arayışında olmak daha faydalı olacaktır. Sonuçta her iki ülke gerek ticari, ekonomik ve gerekse duygusal bağlarla birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu gerçekler gözardı edilemez. Filler tepişirken ortada karıncalar ezilmesin ve artık popülist günlük siyaset yerine kalıcı ve yapıcı siyaset üretilsin. Her iki ülke için hayati önem taşıyan ilişkilerin siyasete malzeme edilmesi yanlış bir stratejidir.“