Hamburg´da Etkinliklere Katılma Kültürü

Yazar Esma Arslan, etkinlik kültürü üzerine yaptığı analizleri ve düşüncelerini samimi bir tarz ile kaleme aldı.

Kartalweb / Hamburg
16. Mai 2018


Etkinlik denilince ne anlıyoruz, önce buradan başlamak istiyorum. Sosyal bir aktiviteye katılmak kişinin sosyal yanını ortaya koyar. İnsan yalnız yaşayan bir varlık değildir, camiasının, cemaatinin içerisinde üretken, mutlu ve kendi halinde hayatını devam ettirir. Sevdiği bir tiyatro grubu gelir veya beğendiği bir sanatçı konser verecektir, ya da iyi bir filmi kaçırmak istemez. Bu türden etkinliklere gitmekten daha doğal ve normal hiç bir şey olamaz. Bizler gibi yurtdışında yaşıyorsanız eğer bu türden etkinlikler organize etmek, dayanışmak ve tabii katılmak ayrı bir önem arz eder.
Ama gel gör ki biz sıradan basit konuları bile bozmak için özel bir çaba sarf ediyor gibiyiz. Elimizden gelen iyi şey onarmak, tamir etmek, iyileştirmek değil tersine bozmak, kırmak, dökmek. Nedense toparlayıcı ve yapıcı olmaktan çok, bozgunculuğa ve zarar vermeye daha yatkınız. Bu neden böyle ben bilmiyorum belki sosyolojik bir vaka bu. Bu çirkin yanımız etkinlikler konusunda da ne yazık ki farklı değil. Millet birbirinin etkinliğe hat gönül için katılıyor, bir şeyler öğrenmek, dayanışmak, o yararlı faaliyetten bir şeyler almak için değil.
İsteyen istediği etkinliğe katılır. Buna kimseler karışamaz. Kimsenin bu saptamaya bir itirazı olacağını sanmıyorum. Ama olay artık göze batan bir alışkanlığa dönüşmüş ise, rahatsız ediyor ise o konuda bir şeyler karalamak neredeyse farz olmuş demektir. Ben şahsen bir etkinliğe gittiğimde oradan feyz almak, ilham almak, ruhumu dinlendirmek, eğlendirmek, kendimi yani ufkumu açmak, bilgilendirmek için katılırım. İnsan sürekli kendisini yenileyebilir ve geliştirebilir.
Hatır gönül için bir etkinliğe gidilmez, herhangi bir derneğe üye olunmaz. Bu ne biçim bir anlayış ben anlayamıyorum. Avrupa´da yaşıyoruz. Almanya’nın kültür başkentinde, dünyaya açılan kapısında yaşıyoruz ama bu geri, ilkel alışkanlıklarımızdan nedense vazgeçmeye yanaşmıyoruz. O derneğin taraftarı veya üyesi bu derneğin etkinliğine gidiyorsa eğer, onlarda onlarınkine gidiyorlar. Sanki danışıklı dövüş. Tabii ki herkesi suçlamak saçmalık, bunların arasında da bilgilenmek, eğlenmek, normal beklentilerle gidenler de var. Ama benim itirazım bu işin bile artık neredeyse ahbap çavuş ilişkisi haline getirilmesi. Bu kadar da olmaz diyorum. Birilerine iyilik yapacağım diye kültürel yanımızı zenginleştirmek yerine zavallı bir biçime sokuyoruz. Bu konuda maalesef derneklerimiz oldukça yetersiz ve duyarsız kalıyorlar. Herkese aynı oranda eşit ve adil davranmıyorlar. Göçmenlerin kültürel anlayışlarını, bu konudaki zihinsel yaratıcılıklarının gelişmesinde üzerlerine düşenleri gerektiği kadar yerine getiremiyorlar diyorum. Dost acı söyler, bunlar benim kişisel gözlemlerim.

Yazar Esma Arslan,
15.05.2018